Hiç kimse senin kadar yakıştıramamıştır hüznü kendine Hüzünler ki aşkın ve şiirin yıllanmış sarabıdır damıtılmıştır acıların imbiğinden Hüzünler ki şairlerin yüreğiden uçuşan sararmış çiçek tozlarıdır...
Kendime gizli bir yürekle taşındım hep Bir Gülüşü ay süzmesi İki Zılgıtlarla acıları anılan A…..Aşklar… Teli kendinden kopuk Tükenmiş bir ampulün az ışığıydı onlar Sığamadım...
(Yitik öyküdür) Tarihten iki ayrı coğrafyaya damlayan İki ayrı yürekte durmadan kanayan Seyduna’yla Şahrud Yüreklerin akarken bıraktığı izi Birbirlerinin gözlerinde aradılar. Yoktu. İki iklim farkıydılar...
-"görinen yıldız değil yir yir delinmişdür felek gün yüzünün hasretiyle tir-i ahımdan benüm" necati--1.açılmış sarmaşık güllerikokularıyla baygınen görkemli saatinde yıldız alacasınıngizli bir yılan gibi yuvalanmışiçimde...
yarayı okşadıkça dökülüyor kabuklar) ... (diyemezsin oysa belirsizliktir ormanlarına pusu kurdurtan hayvanları. Kim bilir hangi çağın karanlığında iki ateş böceği gibi iki omzuna konmuştuk sevgili...
Anısı biz olalım bu sokakların öpüşmediğimiz tek saçak altı hiçbir otobüs durağı kalmasın Biz yürüyelim kent güzelleşsin gürültüsüz sözcükler bulalım yeni sevinçlere benzeyen Biz gelince...
Ardımda bırakıp günün çağrısını,ayrılık anı bu sisli şarkıyı, Irmaklar gibi akıp uzun uzun terk ediyorum bu kenti, Ah ölüler gibi... Şarkılar bir çığlığa sığınmaksa şimdi, sonsuz bir...
Çocuksun sen sesinin çağlayanına düştüm Bir çiçeğe tutundum düşerken,ordayım hala Sallanıp durmaktayım bir saatin sarkacı, Nasıl gidip geliyor gidip geliyorsa öyle Zaman benim işte nesneleşiyor tüm anlar Dursam ölürüm...
elimden tut yoksa düşeceğim yoksa bir bir yıldızlar düşecek eğer şairsem beni tanırsın yağmurdan korktuğumu bilirsin gözlerin aklıma gelirse elimden tut yoksa düşeceğim yağmur beni götürecek yoksa beni geceleri bir çırpıntı...
Terk etmedi sevdan beni, aç kaldım, susuz kaldım, hayın, karanlıktı gece, can garip, can suskun, can paramparça... Ve ellerim,kelepçede, tütünsüz,uykusuz kaldım, terketmedi sevdan beni AHMET ARİF